
Köyün Kuzeyinde Akçaalan, Güneyinde Otukyayla ve Ermenek Balkusan Köyü, Batısında Hadim Balcılar (Alata), Doğusunda Ada köyü bulunmaktadır. Bayır Köyünün tam karşısındadır. 1500 yılında var olan köyün Karamanoğulları ile birlikte kurulduğu ve tarihinin bunlarla başladığı söylenebilir.Köyün nüfusu,1904 yılında 206, 1922 yılında 39 hanede 114 kişidir. Bu köyümüzde I. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’na çok sayıda insan katılmış ve nüfusun gerilemesine neden olmuştur. 1941 yılında 245, 1950 yılında 286, 1985 yılında 395, 1990 yılında 339 ve 2014 yılında; 113 erkek, 148 kadın, toplam 261 olarak saptanmıştır. Kalaba köyünün şu andaki hane sayısı 80 civarındadır. Karaman Halk Sağlığı Laboratuvarında Uzman Biyolog olan Dr. Sami Karagöz Kalaba Köyünün tarihini kaleme almıştır. Bundan sonrasını Sami Bey’den dinleyeceğiz.Kalaba köyü, Karaman Devletinin, Osmanlı Devletine ilhakından sonra, Tımar sahibi Beylerinden, Avşar boyu içerisindeki, Kalabak aşireti reisi, Kalabakoğlu Ali Beğ tarafından kurulan bölgenin en eski köylerinden birisidir. Sözlü tarih ile bize kadar gelen bilgilere göre Kalabak Aşireti Osmanlı döneminde memleketin pek çok yerine dağıtılmıştır. Ali Beğ ailesinin büyük bir kısmını alarak Kışlak yolu Alanya’nın güzergâhındaki bölgeye yerleşmiştir. Bugün Diyarbakır da, Ankara da, Rize de, Afyon da, Uşak, Nevşehir, Elazığ ve Eskişehir bölgeleri başta olmak üzere 13 ayrı bölgesinde, Kıbrıs da, Makedonya da, Batı Trakya da Kalabak Aşiretinin kalıntılarının olduğu görülmektedir. Kalabakoğlu Ali Beğ, Sayın, Yusuf Halacoğlu hocanın Anadolu Aşiretleri eserinde de anlatılmaktadır.Sözlü tarih anlatımlarına göre Kalabak aşireti reisi, Kalabakoğlu Ali Beğ Karaman Devletinin dağılmasından sonra (tahminen 1400 lü yılların sonu 1500 lü yılların başı) şimdiki Kalaba köyünün bulunduğu bölgeye gelir. 40 kadar çadırdan oluşan aşireti ile köyün şu andaki yerinden 2-3 km yukarısında bulunan Narılcalı bölgesine köyü kurar. Ama çok sürmeden kuvvetle muhtemel 3-5 sene sonunda soğuk ve karlı geçen kışlara dayanamazlar. Köyün Alt kısmanda bulunan Bayır Köyü ve Akçaalan Köyü arasında bulunan Gayrapa mevkiine yerleşirler. Burada da yazın sıcaktan ve sinekten barınamazlar. Sonrasında iki bölgenin arasında bulunan köyün şu andaki yerine yerleşirler. Yaylada ve köyde ekeneklerini belirler ve yerleşik düzene geçmiş olurlar. Kalaba Köyü, Kurtuluş Savaşına 100 asker vermiş, bunlardan 40 Ali nin sadece üç Ali si dönmüş, Öksüz Ali, Tüfekçi Ali,… 25 Mehmet’ den dönen yok. 10 kadar Hüseyin’ den sadece Molla Hüseyin Hoca dönmüş. İstiklal Savaşı Madalyası sahibi olan ve aynı zamanda benim de dedem Molla Hüseyin Hoca hatıralarını anlatırken 14 sene Harp meydanlarında kaldığını ve en son 1924-1925 yıllarında bir sene İzmir Kadifekale’de ehtiyat (İhtiyat) askerliği yaptığını söylerdi. Konya Sırçalı Medrese Müderrisi iken Askere alındığını, Sırasıyla Balkan Savaşlarında seferberlikle başlayan askerlik hayatının, Yemen, Suriye-Halep harpleri, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı ile devam ettiğini söylerdi. 1. Ve 2. İnönü Savaşları ile Sakarya savaşına katıldığını ve sonrasında Afyon da Büyük Taarruz’a iştirak ettiğini, İzmir’e giren ordunun içerisinde bulunduğunu anlatırdı. Hiç firarının olmadığını, 7 yerinde mermi ve şarapnel parçası olduğunu söylerdi. Ağırlıklı olarak Kurtuluş Savaşı’nda İsmet Paşa’nın birliklerinde harp ettiğini, Çanakkale’de ise Gazi Mustafa Kemal Paşa nın askeri olduğunu belirtmiştir. Yemen’de İngilizlere esir düştüğünü, bir sene deniz kenarında esaret hayatı yaşadığını, Kanalda esir değişiminden sonra Suriye-Halep orduları ile Filistin ve kanal harplerine katıldığını anlatır. Çanakkale ye kara savaşlarının ikinci kısmında, Suriye bölgesinden geldiğini, Trenle Karaman’dan geçtiği halde köyüne uğrayamadığını anlatırdı.Kalaba Köyü, Türkiye’deki Yayla kültürünü sürdüren çok az sayıdaki köylerimizden birisidir. Köyün yaylası olan bölge, genel olarak ekeneklerin bulunduğu eşsiz güzellikleri olan bir Toros yaylasıdır. Yaylanın Çavşak suyu, Karlık çukuru, Çoban Uçtuğu kayası, Kale, Cavır evi, Ters Siyah ve kırmızı lalesi, Bağdad ve Selaldım Deresi görülmesi gereken güzellikleridir. Bu köyün önünden, Akçaalan Köyüne doğru devam eden bir derenin ismi “Kayrapa” deresidir. Gülcan; Köyün ismi çokluk anlamına gelen Kalaba şeklinde ifade edilse de, Köy nüfusu kurulduğu günden buyana fazla kalaba, yoğun olmamıştır. Bu nedenle Kayrapa’nın halk arasında “Kalaba” olarak söylenmesinden dolayı köyün ismine “Kalaba” denmiştir. Ancak köyün mensubu olduğu aşiret isminin Kalabak olması nedeniyle sondaki “k” harfinin düşmesiyle Kalaba ismini aldığı daha uygundur. Kalaba Köyü, Orta Toroslar üzerine kurulmuştur. Engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Akdeniz iklimi ile birlikte karasal iklim özelliklerini taşır. Bitki örtüsü orman ve makidir. İklim özelliklerine bağlı olarak köyde üzüm, incir, nar, kiraz yetiştirilmektedir. Karasal iklimin bütün meyve, sebze ve tahılları da köyde yetiştirilmektedir. Köyün Güneybatısında bulunan yayla 1600-2000 metre yüksekliğe sahiptir ve tarıma elverişlidir. Yaylada özellikle elma ve kiraz yetiştirilmektedir. Sonbahar ve kışı köyde geçiren halk Nisan ayının son haftasında yaylaya göç eder. Düğünlerde çeşitli yöresel folklorik oyunlar oynanır. Düğünler genellikle sadedir. Yeni evli çiftler mümkün olduğunca erken ayrı eve taşınırlar. Köyde kahvehane bulunmamaktadır. Gülcan; yine bu köy halkı için, diğer köylerden fizyonomik yapı ve giyim-kuşam yönünden ayrı özellik taşıdığını, ekili alanları az olsa da gönüllerinin zengin olduğunu da eklemiştir. Hadim, Bozkır yöresinin İçel mıntıkasına geçiş yolu üzerinde bir konaklama yeri olduğunu ve buraya gelen konukları en iyi şekilde ağırladıkları ve uğurladıklarını da eklemiştir. 1844 yılı Temettuat Defterine göre Kalaba Köyünde 42 hane bulunmaktadır. Bu hanelerde bulunanların lakapları ise şöyledir: İmam Ali Efendioğlu Abdülkerim, Velioğlu Ali, Kara Âşık Yusufoğlu Veli, Molla Mustafa, Hacı Ahmet ve oğlu Hüseyin, İsmail Efendi, Eşmeli Mustafaoğlu Abdülcelil ve Ali, Mestane Mehmet, Küçük Hüseyinoğlu Ali, Voyvoda Ahmetoğlu Ali, Levent Abdullahoğlu, Voyvoda Mustafaoğlu Ahmet ve Veli, Karagaş Mehmetoğlu Molla Ali İmam, Boz Hasanoğlu, Kocabaş İbrahimoğlu, Voyvoda İbrahimoğlu Mustafa ve Ahmet, Torum Hasan’ın Abdullah, Torum Ali’nin Hüseyin, Saka Veli’nin Ali ve Hüseyin, Boz Hasan’ın Hüseyin, Lütfullah, İlyas’ın Süleyman, Sabur Mustafa’nın İbrahim, Sarac Ali’nin Hüseyin, Musa’nın Musa, Gök Osman’ın Mehmet, Hamza’nınMehmet, Sipahioğlu Mustafa, Hacı Kethüda’nın Mehmet, Abdürrezzak, Abdurrahman’ın Mehmet, Köse İbrahim’in Mehmet, Yoz Veli’nin Abdullah, Mahmut’un Mustafa, Osman’ın Memiş, Abbak Mustafa’dır. Bu gün köyde bulunan soy isimler ise Alfabetik sıraya göre şöyledir: Aydın, Bağcı, Bilgiç, Bircan, Büyük, Ceylan, Çeliker, Çopur, Çökel, Dönmez, Gök, Gönültaş, Gülcan, Gülen, Güngör, İnanç, Karagöz, Karakaş, Kaşıkçı, Küçükduran, Küçükkaşıkçı, Levent, Öztürk, Sarı, Saygın, Solmaz, Taşer, Torun, Tuna, Ünüvar Kalaba Köyünün tanınmış kişileri ise şunlardır: Cıvıloğlu; Konya da kendi adı ile anılan mahallenin kurulduğu arazinin sahibi olarak bilinir. Köyün camisini ve yayla yolundaki tarihi kemer köprüyü yaptırmıştır. Köylülerce bilinen bir hayat hikâyesi vardır. Ailesi ve torunları Konya da yaşamaktadır. Bunlardan başka Dönmez ailesi, Çeliker ailesi, Karagöz ailesi, Öztürk ailesi, Gülcan ailesi ve Gönültaş ailelerinden ünlü, okumuş kişiler yetişmiştir.KALABA KANYONU VE TAŞKÖPRÜKaraman İli merkeze bağlı Kalaba köyü sınırları içerisinde ve kalaba yaylası ile köyü arasında bulunan doğal olarak oluşmuş bir köprü şeklinde yapıdır. Köylüler tarafından Taşköprü olarak bilinen Allah yapısı bir köprüdür. İnsan müdahalesi olmamış içerisinde mağaralar barındıran ve geçmişte barınma amacıyla da kullanıldığı bilinen bu bölge, halen aslını aynen muhafaza etmektedir. Akçaalan köyü yaylasında bulunan ve halk arasında Bağdat denilen büyük yerleşim yerine yakın olması buranın da aynı kadim topluluklar tarafından kullanıldığını akla getirmektedir. Bağdat olarak belirtilen yerin ise Philadelphia kenti olarak geçtiği bazı kaynaklarda bildirilmektedir. Dünya üzerinde bulunan üç Philadelphia nın en eskisinin burası olduğu düşünülmektedir. Birisinin Fransa da diğerinin ise ABD de bir eyalet ve kent olduğunu biliyoruz. Buradaki yer altında bulunan evlerin arkeolojik olarak çok değerli olduğu düşünülmektedir. Türkiye deki hiçbir arkeolojik bölgede bir benzeri bulunmayan bu şehrin yapısal olarak değerinin çok yüksek olduğu düşünülmektedir. Kalaba köylüleri tarafından Taşköprü olarak bilinen jeolojik yapı hem şekli, hem de oluşumu itibariyle ilginç durumlar arz etmektedir. Oluşumu için binlerce hatta milyonlarca yılın geçmesi gerekir. Altından geçen Selaldım deresi su yüzeyi ile köprü yüksekliği 80-90 metre arasındadır. Köprünün ayakları diyebileceğimiz kayalar arasındaki mesafe 25 metre civarındadır. Rakımı 1300-1400 arasındadır. Köprü Arılık güneyi ile Göğrelce arasını bağlamaktadır.Köprü ile ilgili olarak halk arasında bir kısım efsane kabilinden hikâyeler dolaşmaktadır. Altından yapılı öküzleriyle birlikte bir saban takımı olduğu ve cinler tarafından kullanıldığı bunlardan bazılarıdır. Halk arasında denir ki; Kıyamette Sur’a üflendiğinde “ Sur’a üflendi mi? Altın öküz bulundu mu? “ şeklinde ses duyulacağı konuşula gelmektedir.Taşköprü hem orijinal olan yapısı hem tarihi yerleşim yeri olarak kullanılması ve hem de keşfedilmesi gereken özellikleri ile dünyada eşi ve benzeri bulunmamaktadır. Eski Çevre İl Müdürümüz Osman Beyin tabiriyle “Bu güzellik yıllarca insanlığın gözünden nasıl saklanabildiği” gerçekten tuhaf bir durumdur.Dünyada bir eşinin daha olmadığı, Tabiat güzelliği olarak dünyanın başka hiçbir yerinde görülemeyecek bir doğal yapıdır. İddia ediyoruz ki gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra Karaman’ ın dünya çapında tanınmasını sağlayacak ve ekonomisinden tutun da turizmine varana kadar pek çok sektör de gelişimini sağlayacaktır. Karaman’ın geleneksel sembollerini değiştirebilecek bir yapı olarak karşımızda durmaktadır.Sayın Valimiz İsmet Metin Bey’ in araştırmalarında da bu bölgede büyük bir kadim kentin olduğu ve tarihteki büyük kentlerden birisi olduğu ve Romanın başına bela olan 1. Köle isyanında İsyancıların lideri Spartacus’ ün 3 sene kadar saklandığı yerin burası olduğu ifade edilmiştir. Köprücek mevkiinde bulunan Azı Tepesi olarak bilinen ve üzerinde Orman gözetleme kulesi bulunan dağın bir özelliği vardır. Oyuklu dağı ile birlikte tepesine çıkıldığında Karamanın bütün toprakları görülebilmektedir. Bu özellik hemen hemen Türkiyenin hiç bir şehrinde bulunmamaktadır.Bölgede Bağdat kentinin dışında da arkeolojik yerleşim yerleri mevcuttur. Bunlardan Kalaba yaylasında bulunan Kale ve Cavır evi olarak bilinen bölge halen varlığını sürdürmektedir.Tarihte Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden sonra Bağdat denilen şehrin karşısında bulunan Kandevir Ormanı içerisinde bir harbin olduğu ve harpten sonra buranın yağma edildiği bize ulaşan sözlü tarih ile bilinmektedir. Yaptığımız girişimler sonrasında, Yaylada bulunan Kale ve Cavır evi bölgesi sit alanı olarak tescil edilmiştir. Taşköprü Tabiat varlığı olarak tescil edilmiştir. Philadelphia denilen Bağdat bölgesi tescil edilmiş ve arkeolojik açıdan değerlendirilme çalışmaları devam etmektedir.FOTOĞRAFLAR: MEHMET ÇETİN ARAŞTIRMACI: OSMAN ÜLKÜMENEDİTÖR: CUMA ALİ KAYA






